TOPLUM 5.0’DA BİR GÜN
*Görsel dijital art sanatçısı Cihan Engin’e aittir.
Genç kadın, yeni güne o ipeksi ses ile uyandı.
“Günaydın İlkyaz. Bugün dünden daha güzel bir gün doğdu senin için. Hadi kalk bakalım.”
Sakince gülümseyerek, bedenine göre şekil alan yatağında yavru bir kedi gibi gerindi. Uyandığında REM uykusuna ait veriler çoktan işlenmiş ve bir sonraki ilk uykuda REM süresini uzatmak için yatağın alacağı şekil ve sıcaklık için hazırlıklar yapılmıştı bile.
“Daha sonraki uykunda ‘kontrollü rüya’ seçimini açmamı ister misin?” diye sordu o bulutlar kadar yumuşak ses.
“Hayır.” dedi İlkyaz yataktan doğrulurken. “Belki başka zaman.”
Gözlerini ovuşturduktan sonra zinde adımlarla aynanın karşısına geçti. Uzun saçlarını geriye doğru atıp, gözlerinin içine doğru baktı. Karşısında duran otuz beş yaşındaki bu narin güzelliğe göz kırptı.
Duşa girer girmez sevdiği dağ çileği kokusu banyoyu sarmıştı bile. Suyun şiddeti ve sıcaklığı tam da onun istediği gibiydi. Suyun sesine Vivaldi’nin İlkbahar konçertosundan kemanların cıvıltıları eşlik ediyordu. “Ne güzel bir başlangıç.” diye geçirdi içinden. “Rica ederim. Benim için bir zevk.” dedi pamuk helva tadındaki ses. Bu kez kulaklarında değil içinde duymuştu sesi İlkyaz. Gözlerinin içi gülümsedi.
Duştan sonra giyinme odasına girdiğinde “Senin için bunu seçtim.” dedi anne sıcaklığına benzeyen ses. Hemen ardından odanın ortasında kendi hologramını gördü İlkyaz. Beyaz bir elbise üzerinde mavi desenlerle kendi etrafında dönüyordu hologram hali. Dönerken eteğinin fırfırlarına bakıp gülümsüyordu.
“Bu tamamdır.” dedi İlkyaz. “Ne kadar sürer peki?”
“Sen kahvaltını bitirene kadar hazırlamış olurum.”
Duyduğu güven verici sesten sonra mutfağa yöneldi. Başındaki havlunun nano özelliği ile saçı çoktan kurumuş, hatta şekil bile almıştı.
Kahvaltı tam da sevdiği gibiydi. Çok pişmiş yumurta, biraz peynir, üç beş tane zeytin ve köy salçasının yanında bir dilim kara buğdaylı ekmek. Afiyetle kahvaltısını yaparken salçanın tadının her geçen gün iyiye gittiğini fark etti. Yediklerinin hiçbirinin doğal olmadığını biliyordu. Hepsi de üç boyutlu yemek üreticisinin maharetiydi. Şekli, tadı ve kokusunu doğal olana daha da yaklaştırmak için her gün kendini yeniliyor, kullanıcıların biyolojik verilerinden gelen geri bildirimlere göre yeni düzenlemeler yapıyordu. Ne kadar yerse yesin, onun her öğünde alması gereken protein, karbonhidrat ve yağ oranı aşılmıyordu.
Kahvaltı biter bitmez giyinme odasından gelen sesi duydu. Odaya girdiğinde elbisesi tam da bedenine göre hazır bekliyordu. Bu elbisenin dün giydiği kot pantolon ve trikonun geri dönüşümüyle üç boyutlu giysi üreticisinde hazırlanmış olması onu yine mutlu etti.
“Bugün..” dedi İlkyaz.
“.. deniz havası almak istiyorsun.” diye tamamladı o sakin ses. “Aracın çoktan sana tahsis edildi. Hatta yolda dinlemen için şarkı listesini bile oluşturup, az önce ilettim. Yaklaşık 10 dakika sonra bulunduğun yerden seni alacak. Belki öncesinde biraz yürümek istersin diye düşündüm.”
Ayakkabılarını giymişti bile genç kadın. “Peki, öyle olsun bakalım.”
Sokağa çıkar çıkmaz usulca öptü güneş İlkyaz’ın beyaz tenini. İçi ısındı. Belli belirsiz kuş sesleri arasında kimi zaman hızlı kimi zaman narin adımlarla yürüdü. Bugün kendini çok iyi hissediyordu. Beş dakikalık bir yürüyüşten sonra deniz kıyısındaydı. Kireçburnu’nu hep sevmişti. Deniz fenerinin önünde durup derin maviye bakmak ona hep iyi gelmişti.
“Hazırız.” dedi dalgaların ve martı seslerinin arasından duyulan iç ses.
Arkasını döndüğünde yolun kenarında onu bekleyen aracı gördü. Yavaş adımlarla ilerlerken denizin kokusunu bir kez daha içine çekti.
Araca yaklaştığında orta bölümdeki giriş kapısı zarif bir şekilde alt bölüme kayarak kayboldu. İçeriden gelen Clair de Lune’nin huzurlu notaları, tıpkı sulusepken yağan bir kar gibi usulca dökülüyordu sokağa. İlkyaz bu sabah her zamankinden huzurlu ve mutluydu.
Araç sessizce hareket etti. Otonomus tek kişilik olmasına rağmen içi gayet genişti. Gözlerinin önünde bir anda hologramik bir ekran belirdi. Sağ üst bölümde haritadaki konumu, aracın hızı, yolculuğun ne kadar süreceği gibi bilgiler vardı. Tarihe gözü takıldı: 27 Aralık 2054. Bugün doğum günüydü.
Sağ alt bölümde Dinamik-Log yayınları için yorumlar akıyordu. Bu sabahki uyanma anı için samimi yorumlar gelmeye başlamıştı bile. Bu uygulamayı yeni kullanmaya başlamasına rağmen sevmişti. Dijilens ile onun gördüğü ve BigBro aracılığı ile onu gören her cihazdan alınan kayıtlar ses, görüntü ve yazı olarak işleniyor, daha sonra, belirlediği kriterlere göre otomatik olarak yayınlanıyordu. Quantum zeka adı verilen yeni bir sistemle, İlkyaz’ın ruh hali de dikkate alınarak neyin, ne kadar paylaşılacağına D-log kendi karar veriyor ve yayınlıyordu.
Yeniköy’e yaklaştıklarında son bir kez denize göz kırptı. Tam o sırada hologramik görüntü kristalleşerek bir toz bulutu gibi dağıldı.
“Vakit geldi.” dedi aracın içine dolan ses artık daha ciddi bir tonla konuşuyordu.
D-log otomatik olarak kayıttan çıktı. Aracın hızı 50 km/saat ile sabitlenecek şekilde yeni rota belirlendi. Fonda çalan Mozart 40.senfoninin sesi yavaşça azaldı.
İlkyaz’ın kan dolaşımı hızlandı. İçinde sanki rengarenk bir karnaval başlamıştı. Yeni bir hologramik görüntü oluştu önünde. Görüntüde bir sürü dinamik grafik vardı. Sayılarla dolu başka görüntüler açıldı. Bunlar dünyanın farklı lokasyonlarındaki borsalara ait verilerdi. Sayılar sürekli değişiyor ve renkten renge bürünüyorlardı. Grafikler ve sayılar arasında bazı etkileşimler oluyordu. Hemen önünde %10’luk bir artış yaşanan bir varlıktan çıkan bir işaret tıpkı bir yıldırım gibi parlamış, görüntünün solundaki bir grafikte son bulmuştu.
Görüntünün sol üst bölümündeki alanda yer alan grafik ise borsalarla ilgili değildi. Farklı renklerle ifade edilen ve sürekli bir uyumu yakamaya çalışır gibi görünen grafikteki değerler İlkyaz’ın anlık hormon değerleriydi. Dopamin, oksitosin, serotonin, endorfin, adrenalin ve diğerleri görüntü üzerinde birbirileri ile yarışıyordu. İlkyaz bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bu etkileşime şahitlik etmek için beş senedir çalışıyordu. Bugüne kadar aldığı eğitimin, geçirdiği uykusuz gecelerin karşılığını alacaktı. Son bir yılda geçmiş veriler üzerinde önemli başarılar kaydetmişti. İlk kez anlık olarak işlem yapacaktı. İşte şimdi o an gelmişti.
Piyasadaki grafikler bir anlığına birleşti. Görüntüde sadece iki grafik vardı. Sol taraftaki hormon grafiğindeki uyum seviyesi üst seviyedeydi. Sağ taraftaki grafikte de durum aynıydı. İlkyaz’ın yüzünde bir gülümseme belirdi. Eş anlı olarak iki grafik birleşmeye başladı. Görüntünün üzerinde bir süre belirdi.
00:00:59
00:00:58
İlkyaz sakin bir el hareketiyle tüm piyasalara entegre olan hesabını görüntüye çağırdı. Görüntünün alt bölümünde kâr potansiyeli yüksek işlemler sıralanıyordu. İlkyaz kontrolü sisteme bırakmayacaktı. Bu kez bildiği yoldan gidecekti.
00:00:50
İstanbul Borsası’nda aldığı Otonomus hisselerini, Dubai Borsası’nda sattı. Dubai Borsası’ndan aldığı rodyuma dayalı borsa yatırım fonlarını Londra Metal Fonları Borsası’nda sattı. Bu ikili işlemin gerçekleşmesinin ardından sistemde hazır tuttuğu on bin adet ikili işlem daha mikro saniyeler içinde gerçekleşti.
00:00:35
Sistemin önerileri her gerçekleşen işlem sonrasında yenileniyordu. Sistem adeta, burnunun üstündeki lezzetli kurabiyeyi yemek için sahibinin komutunu bekleyen eğitimli bir köpek gibi bekliyordu. İlkyaz ikinci dalgayı başlattı. Blok zincir tabanlı borsalarda elmas sattı, buna karşılık Mars’ta yapımı yeni tamamlanan platinyum madenini çıkaran şirketin hisselerini aldı. Bu hamlesiyle birlikte sistem, burnundaki kurabiyeyi afiyetle yiyerek yaklaşık beş bin adet işlem gerçekleştirdi.
00:00:10
Piyasa öngörüleri ile İlkyaz’ın biyolojik durumu, yapılan işlemlerin karlılığı ile daha da uyumlu hale gelmişti. Sürenin azaldığını gören İlkyaz son hamlesini yaptı. Tek bir el hareketi ile son bir dakikadır yaptığı işlemler sonucundaki tüm açık pozisyonları, uygun hamlelerle kapanmaya başladı.
00:00:01
Sürenin bitmesiyle birlikte grafikler arasındaki uyum da kayboldu. İlkyaz ellerini çenesinin altına koymuş, merakla son analizin tamamlanmasını bekliyordu. Beklediği ses babacan bir tavırla konuşmaya başladı:
“25 farklı borsada, 38 farklı döviz ve coinle toplam 1.385.417 adet işlem gerçekleşti. Açık pozisyon bulunmuyor. Net gelir 17.650.378 TL.”
İlkyaz kısa bir süreliğine nefesini tuttu. Kazancını düşünmemeye çalıştı. Çalışmasının etkilerine odaklanmak istiyordu. Bugüne kadar insanlar tüm işlemlerini ya kendileri yapıyor ya da tamamen yapay zekaya bırakıyorlardı. İlkyaz yaptığı analizler sonucunda birleşik modelin uygun biyolojik ortamla kullanıldığında daha başarılı olacağını keşfetmişti. Şu anda bu kararının ne kadar doğru olduğunu görüyordu. Bu uyumun tekrar yakalanması belki aylar sürecekti. Şimdi bunu düşünmenin sırası değildi. Bu kazancın ona ömrünün sonuna kadar yeteceğini biliyordu.
Fonda Beethoven çalmaya başlamıştı. Moonlight Sonata’nın bulutsu notaları İlkyaz’ın yüreğine dokunuyor gibiydi.
Otonomus zarif bir hareketle durdu. Kapı açıldığında İlkyaz’ın saçlarına deniz kokusu doldu.
“Bu güzel gelişmelerden sonra tekrar denize dönmek istersin diye düşündüm.” dedi o huzurlu ses.
İlkyaz gülümseyerek deniz kenarına yürürken, D-log bu anları yayınlamaya başlamıştı bile.
İskender ADA, İnfina Yazılım A.Ş., İş Geliştirme Direktörü, e-posta: iada@infina.com.tr
*İskender ADA, “Büyük Gün”, Kurumsal Yatırımcı Dergisi, No. 49, Nisan-Haziran 2020, ss. 58-60, http://www.tkyd.org.tr/assets/kurumsal_yatirimci_49-512b5b82128442d15a1c914a15163b7f.pdf.